GENEL MÜDÜR

 

Kıymetli Anne ve Babalar,

Hayallerimiz vardır. Çocukken büyümek. Öğrenciyken okulu bitirmek Lisede istediğimiz üniversiteyi kazanmak. Üniversiteyi derece ile bitirip hayata atılmak. Akademisyen olmak. Askerliğini bir an önce(bedelli olursa makbul)yapabilmek.Yüksek gelirli bir işten önce ya da sonra, güzel veya yakışıklı bir eşe sahip olmak.İyi araba, lüks ev, yazlık, vs....

Bunlar, standart insanların hayalleridir. Bir yönüyle basit ve sıradandırlar. Bir çift ayakkabı, vitesli bisiklet, dondurma yemek, çocuksu hayaller gibi.

Büyükler, Allah(c.c.) nasip etmeyeceğini hayal ettirmez derler. Ben de bir babayım, kısaca hayallerimden bahsetmek istiyorum. Çocuğum büyüdü. Okul öncesine başlayacak, gözümden kıskanıyorum. Kıyamıyorum, kime emanet edeceğim?

Önce bir okul öncesi bir kurum bulayım. Çocuğuma sevgi ve merhametle yaklaşsın. Onun insani gelişim özelliklerini desteklesin, melekelerinin, yeteneklerinin gelişmesine zemin ve imkân hazırlasın.

Fiziksel, sosyal, zihinsel ve ruhsal gelişimlerini dengeli bir şekilde desteklesin. Bilsin ki; çocuğun zihinsel gelişiminin %70 nin yedi yaşına kadar belli oranda geliştiğini. Okul öncesi eğitim alan çocuğun akranlarına göre hayatta daha başarılı olma imkânın olduğunu. İletişim kurma ve düşünme kapasitelerinin daha çok geliştiğini.

Özellikle; ruhi gelişimini dikkate alsalar. Allah(c.c) inancını, peygamber sevgisini verseler. İnsan sevgisi, varlık sevgisi, paylaşmanın altyapısını kursalar. Küçük küçük, adam olmanın temellerini atsalar.

Küçük yaş grubunda inanç eğitiminin vazgeçilmez olduğunu, asla taviz verilmeyeceğini vurgulasalar ve uygulasalar. Biz inançlı, çalışkan ve faydalı nesillerin tohumlarını suluyoruz, deseler. Ben de Rabbime şükretsem.

Sonra, okul arayışına geçsem. Çocuğuma hangi kurum okuma alışkanlığı ve öğrenme heyecanı kazandırır. Soruma cevap veren kurum bana dese ki; biz çocuğunuzun seviyesine göre, okuma tadını, zevkin, lezzetini keşfeder, edebi değeri olan eserlerle buluşturarak arzulu ve tutkulu okuma alışkanlığı kazandırırız, deseler ve uygulasalar. Biliyorum ki, beynin en aktif olduğu dönem okuma ve öğrenme anlarıdır. Kelimeler, zihnin kayığıdır. Okumak, akademik hayatın temelidir.

Okumak, hayat boyu öğrenme hazzının, heyecanının ilk basamağıdır. Okumak; farklı bakış açısı geliştirmenin, hoşgörü ve anlayış gelişiminin olmazsa olmazıdır. Okumak, farkındalığının artması, insanın kendini tanımasıdır.

Bütün diğer dersler de okumadır, matematiksel sembollerin okunması ve farklı adlarla ifadelendirilmesinden başka bir şey değildir. Güzel ve iyi okumak, her şeyin kolaylaşması demektir.

Sonra, bana çocuğunuzun ödev ve sorumluluklarını yerine getirmesini içselleştirmek adına kurumsal sistemimiz var. Bizler iyi ödev insanı yetiştirmek için varız, deseler. Ben de bundan, hayırlı evlat yetiştireceğimi anlasam. İyi doktor,iyi mühendis yetiştirebilirsiniz ama hayırlı mıdır bilmem!Hayırlı evlat olunca hem iyi doktor hem de iyi mühendis yetiştirmiş olursunuz.İyi ödev insanı, sorumluluklarını yerine getirdiğinde, asalak olmayıp insanlara da faydası dokunacağı için, yüzümüzü ahir dünyada da güldürecektir.

Son olarak; şunu gittiğim okuldan derler mi diye bekliyorum. Asıl olan; ahlak güzelliğidir. Yapıp ettiklerimiz, çocuğun ahlakını güzelleştiriyor mu? İyi yoldayız. Yapıp ettiklerimiz bir bütün olarak çocuğun ahlakını güzelleştirmiyorsa düşünmek gerekir. Ahlak güzelliği hedeflemeyen kurumlar ziyandadırlar.

Duyuyorum, okullar şu sınavdan bu kadar, bu sınavdan şu kadar başarı elde ettik. Şu kadar derecemiz var. Öğrencileri şu üniversitelere yerleştirdik. Dünya derecesi, Türkiye derecesi, il derecesi deyip ilanlar veriyorlar. Kendi kendime diyorum ki, ne kadar doğru? Hayatın belli bir bölümüyle ilgili sınav başarısı gerçek başarı mıdır? Çocuklarımızın hedefi bu mu?

Ben çocuğum için bir okula gittiğimde kısaca şu üç şey var derlese o okul beni yanıltmış olmaz; yüzlerindeki heyecanı, gayreti, samimiyeti ve ihlâsı görsem yeter.

a-Okuma alışkanlığı kazandıracağız arzusu

b İyi ödev insanı yetiştireceğiz tutkusu

c-Ahlak güzelliği temel amacımız inancı

Var mı? Yeter. Eğer, bu üçlü yerine getirilebilirse hiçbir ailenin reddedemeyeceği, kazanmak için çabalayacakları şu üç başarı da kendiliğinden gelecektir: Akademik başarı, yetenek başarısı ve ahlak başarısı.

Güzel okuduğumuzda, sağlıklı düşünürüz. Sağlıklı düşündüğümüzde doğru ve mantıklı kararlar veririz. Doğru ve mantıklı kararlar verdiğimizde bir katma değer oluştururuz. Katma değer oluşturduğumuzda, kendimize ve çevremize faydalı oluruz. Kendimize ve çevremize faydalı olduğumuzda mutlu ve huzurlu oluruz. Hepimiz de bunu aramıyor muyuz?                     İnsan düştüğü yerden kalkar. Eğitimde düştük, eğitimle ayağa kalkacak ve şahlanacağız. Uzun yıllardır eğitime emek vermeye çalışılıyoruz. Otuz yıla yakın özel öğretim alanında da bu nesle emek verme gayreti içerisindeyiz. Daha öncesi bireysel olan çalışmalar, özel öğretim basamağında kurumsal olarak devam etmektedir. Bizim özel okullarımızın tohumu saf ve temiz niyetlerle atılmıştır. Bütün kurumların yaşadıkları fırtınaları, buhranları, yaşamışlardır. Şer odaklarına karşı ayakta kalabilmenin mücadelesini vermişlerdir, misyonlarını kaybetmemişlerdir, zaman zaman karamsarlığa düşer gibi olmuşlardır. Bu kendi tercihleri değildir. Ayağa kalkmaya ve ayakta kalmaya çalışan adamın dizlerinin parçalanmaya çalışılması gibi bir şeydir bu.

Hacı Veyis Zade merhumun ifadesiyle kavak ağacı gibi rüzgârlarda sağa sola savrulsalar da köklerini kaybetmemişlerdir.

Bütün kurumlar bizimdir. Devlet bizimdir. Sahip olup, ana amacına hizmet ettirmek de bizim elimizdedir.

Özel okul; özel ilgi gösteren kurumdur. Hiçbir anne-baba evladı ile bile bile kumar oynamaz. Veliyi, özel öğretim kurumu bir defa yanıltabilir. Özel öğretim kurumlarının alternatifleri vardır. Veli beklentilerini karşılayacak özel öğretim kurumunu tercih eder. Beklentiler özel öğretim kurumunu şekillendirir. Toplum ne ise, okul da odur der, Nurettin Topçu.

Çocuklarımız geleceğimiz değildir. Bugünümüzdür. Onlar için bugün ne yaptığımız önemlidir. Fırsatı ve ruhsatı değerlendirmek önemlidir. Gelecek bize gelecek mi bilmiyoruz. Azgın tüketici nesiller, yetiştirmeyeceğiz diye sahiplendiğimiz okullarımızdan sonuç alabiliriz.

Yukarıdaki hayalleri olan babanın oğluyum. Belki babam hayallerini bu şekilde ifade edemiyordu. Hayırlı evlat demesi, bunların tamamını kapsıyordu. Bu onun irfanıydı. Babamın hayalleri bende gerçekleşti. Babam beni özel öğretim kurumuna bu hayaller doğrultusunda teslim etmişti. Bizim öğretmenlerimiz de bizleri ideallerle, hedeflerle yetiştirdiler. Hizmet derdi yüklediler. Hizmet nimettir diye öğrettiler. Biz bu okullarda hiçbir şey öğrenmediysek bile dava adamı olmayı öğrendik. Bizde aşı tutmuştur.

Ben de çocuklarımın inançlı, çalışkan ve faydalı nesiller olarak yetişmesini istiyorum. Nerede, ne zaman, nasıl konuşacağını ve davranacağını bilen insanlar olsunlar istiyorum.

Babamın projesinin gerçekleştiğini görüyorum. Benim de projemin gerçekleşmesi için çalışıyor ve dua ediyorum. Biliyorum ki, bir işin olması için: iyi niyet, samimiyet, ehliyet ve gayret olursa, Allah'ın izniyle hayırla neticeleneceğine inanıyorum.

Şartlar ne olursa olsun çocuklarımızın eğitiminden tasarrufta bulunmayız. İmkân ve fırsatlar ölçüsünde özel öğretimden mutlaka faydalandırmalıyız. Okuldan maksat, manevi iklim ve atmosferdir.

Yıllar sonra Hz. Mevlana'nın "İyilikten Evladınız Olsun."ifadesinin mana ve mefhumunu anlama imkânımız daha iyi olacaktır. Çocuklarımızın bahtı ve ahlakı güzel olsun.

Sağlık afiyet ve huzur diliyorum.

Mutalip HASDEMİR

    Genel Müdür

Anasayfaya Dön
 
 
Değerli Gelecek Biltek Okulları'yla Bursa'da